Damat Halil Paşa

Damat Halil Paşa, (veya Maraşlı Damat Halil Paşa) 17 Kasım 1616 – 18 Ocak 1619 tarihleri arasında, I. Ahmet saltanatının son döneminde, I. Mustafa’nın ilk saltanatında ve Genç Osman saltanatının ilk döneminde iki yıldan biraz fazla bir süre ve daha sonra IV. Murat saltanatı döneminde 1 Aralık 1626-6 Nisan 1628 tarihleri arasında birbuçuk yıla yakın bir süre olmak üzere, iki kez toplam üç yıl yedi ay yedi gün sadrazamlık yapmis devlet adamıdır.

Kahramanmaraş, “Zeytun” (günümüzde Süleymanlı) kasabasında doğmuş Ermeni asıllı devşirmelerdendir.Ağabeyi III. Murat’ın yakın danısmanlarından olan Beylerbeyi Mehmet Paşa idi. Eğitimini Sarayda Enderun okulunda tamamladı. Sarayda “Çarkacıbaşı” görevinine atandı.

Saraydan çıkması 1607’de “Maryol Hüzeyin Paşa” yerine Yeniçeri Ağası olarak tayin edilmesi ile olmuştur. Bu görevde iken Cellali isyanları’nın bastırılmasında bulunmuş; Kuyucu Murat Pasa’nın baş yardımcısı olarak bu başarıları ile Sadrazam Kuyucu Murat Paşa tarafından tutulmaya başlanmıştır. Kuyucu Murat Paşa Cellaliler isyanı ile uğraşmayı bitirir bitirmez İstanbul’a gitmeden İran Serdari Ekremi tayin edilmişti. Kuyucu Murat Paşa, kendinin İstanbul’a dönmesini istemeyenlerin başında kaptan-ı derya Kaptan-ı Derya Hafız Ahmed Paşa bulunduğunu öğrenmişti. Sadrazam olan ve İran cephesinde bulunan Kuyucu Murat Paşa kendi adamı olarak kabul ettiği Maraşlı Damat Halil Paşa’yı 6 Şubat 1609’da Hafız Ahmed Paşa yerine Kaptan-ı Derya olarak tayin ettirmiştir.

Maraşlı Damat Halil Paşa’ya Kaptan-ı Derya görevi Cezayir beylerbeyi unvanı da verilmiştir. Halil Paşa bu ilk kaptan-ı derya lik gorevi sırasında ilk yılını Maltalı ve Floransalı korsanların Doğu Akdeniz’de Osmanlı ticaret gemilerine yaptıkları hücumları önlemeğe çalışmakla geçirmiştir. Avrupalıların “Kırmızı Kalyon” Türklerin “Kara Cehennem” adını verdikleri ama asıl adı de Fraissinet olan Malta Şövalyeleri filosu komutanının 4 veya 5 kalyonluk bir filo ile Kıbrıs adası etrafında dolasarak Mısır’dan gelecek ve Mısır vergilerini ve Mısır eşyalarını İstanbul’a taşıyan Türk ticaret gemilerine hücuma hazırlandığı haberini almıştı. Bu filonun üzerine gitmiş ve Maltalılar idaresinde bu kalyonluk filosu ile 2 gün süren bir deniz savasına girişti. Bu muharebede korsan Kara Cehennem’e karış galip gelen Halil Paşa bu filonun kalyonlarının hepsini teslim alarak ve 500 esir, 2,000 tüfenk ve 160 top eline gecirdi. Bu savaşta Cezayir kaptanlarından Cafer Kaptan İspanyol Sicilya Valisi’nin oğlunu da esir almış ve sonra bu çocuk Endürün’da yetiştirilmiştir. Bu kalyonları ve ganimet mallarını Halil Paşa İstanbul’a getirmiştir. Bu başarısından dolayı kendisine vezirlik rütbesi verilmiştir. Halil Paşa 1610 ve 1611 yıllarında da donanma ile Akdeniz seferleri yapmıştır ama bu seferlerde büyük deniz savaşlarına girişmemiştir. Ancak bu seferlerde irili ufaklı 50’den fazla gemiyi eline geçirmiştir.

Bu yıllarda Akdeniz’de Faslılar ve İspanyollara karşı bağımsızlık savasları veren Hollandalılarla birlikte İspanya aleyhinde bir ittifak kurmak için faaliyetlerde bulunmuştur. Bu ittifak için müzakerelerin açılması için 10 Temmuz 1610 tarihli Lahey’e Hollanda hükümetine gönderdiği bir name Hollanda arşivlerinde bulunmaktadır.

Fakat Halil Paşa’nın hamisi olan Kuyucu Murat Paşa 1611’de ölmüştü. Çok başarılı Mısır valisi olan Öküz Kara Mehmet Paşa İstanbul’a çağrılıp I. Ahmet’in çocuk yaşında kızı ile nikah yapmış ve saraya “damat” olmuştu. Sadrazam Gümülcineli Damat Nasuh Paşa da Kara Mehmet Paşa’yı ödüllendirmek ve İstanbul’dan uzaklaştırmak isteğindeydi. Böylece 1612’de Halil Paşa Kaptan-ı Derya görevinden azledildi ve yerine Öküz Kara Mehmet Paşa’ya Kaptan-ı Deryalık görevi verildi.

Halil Paşa İstanbul’da vezirlik görevine devam etti. Bu görevde iken kendinin büyük katkı yaptığı İspanya’ya karşı Fas ve Hollanda ile ittifak konusunu da konuşmak üzere “Cornelius Haga” adlı bir Holllanda elçisi 17 Mart 1612’de İstnabul’a geldi. Halil Paşa ve diğer divan vezirleri ile görüşmeler yaptı ve Padişah huzuruna çıktı. Fakat Akdeniz’de İspanyollara karşı Osmanlı-Fas-Hollanda ittifakı konusunun sonuç verici olmayacağı aşikardı. Bir taraftan Osmanlı tarafındaki Halil Paşa’nın Osmanlı politikasına etkisi çok azalmıştı ve diğer taraftan Hollandalılar 1609’da İspanya ile bir ateşkes imzalamışlardı. Bu ateşkes ta 1621 sonuna kadar yürürlükte kalıp İspanya ve Hollanda arasında bir nebze barış sağladı.

Bu yazı Önemli Kişiler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir