Deli Hüseyin Paşa

Deli Hüseyin Paşa (ö. 1659) IV. Murat ve I. İbrahim dönemlerinde iki kez toplam 5 yıl süreyle Kaptan-ı Deryalık, IV. Mehmet döneminde de 28 Şubat 1656 – 5 Mart 1656 tarihleri arasında altı gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Yiğit ve kuvvetli olan Bagdat seferinde ve Girit’te ki ordulara, kısıtlı imkânlar ile komutanlık yapmış büyük bir asker ve devlet adamıdir.

Hüseyin Paşa Bursa Yenişehir Akçapınar köyünde doğdu. Osmanlı sarayına odun işleri ile ilgilenmek için alınmıştı. İran şahı tarafından gönderilen ve bozulup kırılması çok zor olan bir yayı kırıp atması ile kendini gosterdi. Enderûn’da, saray baltacıları arasında eğitim gördü. Küçük ve büyük mirahurluk vazifesinde bulundu.
Sonra 1632 yılında Kaptan-ı derya’lığa getirildi. Bir müddet sonra açılan Revan Seferi’ne Kaptan-ı derya olarak katıldı. Revan’ın fethinde büyük gayret gösteren Hüseyin Paşa, daha sonra Azerbaycan üzerine yapılan harekâta katıldı.

Dönüşte Diyarbekir’deyken 1635 yılında devletin mühim eyaletlerinden biri olan Mısır’a Beylerbeyi tâyin edildi ve iki sene bu vazifede kaldi.

Sonra Hüseyin Paşa, İstanbul’a çağırılarak, Anadolu Beylerbeyliğine getirildi.
Sultan IV. Murat’la beraber Bağdat Seferine çıktı. Muhâsara esnâsında kendi tarafına düşen iki kaleyi kolaylıkla zaptetti ve Bağdat’ın içinde sükûnu sağlamada büyük rolü oldu. Ayrıca iç kaledeki Narin Kuleyi bir bölük asker ile ele geçirmesi herkesi hayretler içinde bıraktı.

Sultan IV. Murat bu başarılarından dolayı onu, kubbe vezirliğine tâyin etti. Hüseyin Paşa, 1639 yılında Sadâret Kaymakamı oldu .

Ama Sultan İbrahim’in tahta geçmesinden sonra yeniden Kaptân-ı deryalığa getirildi. Bu sıralarda Karadeniz ticâretine engel olan Rus-Kazak korsanlarına karşı Karadeniz Seferi’ne çıktı. Çok geçmeden 30 kadar Rus-Kazak gemisini ele geçirerek İstanbul’a gönderdi.

Sonra sırasıyla 1641’de Özi, 1642’de Bosna ve 1644 yılında Budin beylerbeyi oldu.
Nihayet 1646’da Hüseyin Paşa Hanya Muhafızlığına getirildi. Savaşlarda gösterdiği cesareti sebebiyle “deli” lakabını alan Hüseyin Paşa, kış ortasında Girit’i ele geçirmek için muhârebeye başladı. Venediklilere karşı yaptığı altı muhârebede de başarı kazandı. Resmo ve Sivrihisar başta olmak üzere, Girit’in bütün şehirlerini ele geçirdi. Karargâhını Resmo’da kuran Hüseyin Paşa, kan ve barut içinde kalmış olan kaleyi yeniden tâmir ettirdi. Şehirdeki bir kiliseyi câmiye çevirdi. Hüseyin Paşa, bir taraftan îmâr faâliyetlerini sürdürürken, diğer taraftan müstahkem Kandiye Kalesini zaptetmek üzere hazırlıklara girişti. Ancak bu sırada yardıma gelmekte olan Osmanlı donanması Kandiye Boğazı önünde Venediklilere yenilince, muhâsaradan bir netice alamadı. Hüseyin Paşa, buna rağmen kuşatmayı kaldırmadı ise de, gerekli yardımı alamaması, kalenin düşmesini engelledi.

İstanbul’a dondugunde Hüseyin Paş Rumeli Beylerbeyliğine tâyin edildi. Fakat kendisinden sonra sadrazam olan, saraydaki dönme ve devşirmelerin katkısı ile Köprülü Mehmed Paşa tarafından kendisine rakip olacağı endişesiyle Yedikule zindanlarında hapsettirildi. 1659 yılında orada boğdurularak idâm edildi.

Değerlendirme
Halk arasında “gazî” ve bilhassa gözünü budaktan sakınmaz tavrı ve hareketleri neticesinde “deli” lakabı ile tanınmış olan Hüseyin Paşa, kuvvetli bir vücut yapısına sâhip, cesur bir vezirdi. Özellikle Revan ve Bağdat seferleri ile Girit’in fethinde gösterdiği kahramanlıklar, kendisine büyük bir şöhret kazandırdı.

Girit’te 12 yıl geceli gündüzlü cephede kalmış ve bütün parasını adanın îmârına harcamıştı. Bu sebeple halk arasında ziyâdesiyle sayılıp seviliyordu. Bilhassa Girit Rumları arasında İslâmiyetin yayılmasına gayret etmiş ve onun gösterdiği adâlete hayran kalan Hıristiyanlar, kitleler halinde İslâm’a girmişlerdir. Bu, Arnavutluk ve Bosna-Hersek’tekinden sonra Balkan kavimleri arasında üçüncü toplu İslâmlaşma hareketidir. Bâzı kiliseleri câmiye çevirtip, Hanya ve Kandiye başta olmak üzere pek çok yerde câmi yaptırdı.

Hüseyin Paşa, son derece kuvvetliydi. Rivâyete göre İstanbul’a gelen İran elçisi memleketinden getirdiği bir yayı Sultan IV. Murâd’a takdim etmişti. Kurulu bir vaziyette bulunan yayın özelliği, boşaltıp yeniden kurmanın son derece zor olmasıydı. Nitekim sarayda tertip olunan bir müsabakada hiçbir şahıs bu yayı boşaltamamış ve pâdişâh yayın Ağa Kapısına asılmasını ve bu işi yapacak olan şahsın kendisine bildirilmesini istemişti. Bu arada Ağa dâiresinde hizmet etmekte olan Hüseyin Paşa, yayı kurup boşaltmış ve durum Sultan Murâd’a bildirilmişti. Hüseyin Paşa, daha sonra aynı hareketi Sultan’ın ve İran elçisinin huzurunda birkaç defa tekrarlayınca, Sultan, pek beğendiği bu genci bir daha yanından ayırmamıştı.

Boğdurularak idam edilen Baltaoğlu Deli Hüseyin Paşa’nın düşmanları tarafından bir fitneye kurban gittiği Devrin Padişahı tarafından anlaşılınca , Bu durumdan üzüntü duyan devrin padişahı Girit’e yapılan ikinci camiye Baltaoğlu Deli hüseyin Paşa Camii adını vermiştir.

Eski nüfus kayıtlarına göre Akçapınar köyü, Yenişehir,İnegöl ve Bursa’da yaşayan Uysal Sülalesi Deli Hüseyin Paşa’nın günümüze ulaşan torunlarıdır.

Bu yazı Önemli Kişiler kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir