Deliler

Serhad kulu askerinin bir bölümünü de “Deliler” teşkil ediyordu. Bunların büyük bir kısmı Türk’tü. Öncü birliklerden olan ve deli denilen bu atlılar da akıncılar gibi gözünü budaktan sakınmıyorlardı.

Gerçekten bu sınıfa mensub olanlar, öyle bir cesarete sahip idiler ki, asır “delil” demek olan bu tabir, cesaretlerinden dolayı halk arasında “deli” olarak meşhur olmuştu. İri yarı ve cesaretli kimselerden meydana gelen bu hafif süvari birliği, ocaklarını Hz. Ömer’e kadar dayandırırlar. Fevkalade cesaret, atılganlık ve korkunç kıyafetleri ile düşmana dehşet veren Deliler, hep galip gelirlerdi. Bu sınf askerî birliğin parolası”yazılan gelir başa” şeklinde idi. Böyle bir anlayış ve şuura sahip oldukları için hiç bir tehlikeden çekinmezlerdi.

Sancak beyi veya beylerbeyi maiyetinde olan delilerde, akıncıların bütün silahlan vardı. Bunların her elli-altmış kişisi “bayrak” adı ile bir birlik meydana getiriyordu. Bu birliklerin birkaç tanesi “Delibaşı” adında bir subayın komutasında idi. Birkaç delibaşının askerleri de “Alaybeyi” veya “Serçeşme” denilen daha yüksek rütbeli bir subayın komutasına havale edilmişlerdi.
XVI. asırlardan önce pek görülmeyen bu askerî birlik, Türklerden başka Bosnak, Sırp ve Hırvat gibi Müslüman olmuş cengaverlerden meydana gelmişti. Bunlar, tamamıyle Rumeli halkından oldukları için orada bulunurlardı.

Devlette, zaaf belirtilerinin görüldüğü XVIII. asırdan itibaren bu askerî birlik de önemini kaybetti. Yeniçerilerin ortadan kaldırılması ile bunlar da lagv edildi.
Serhad kulu askerini teşkil eden “Gönüllü” ve “Beşliler” diye iki ayrı birlik daha vardır. Hafif süvari birlikleri olan bu birlikler, zamanlarına göre önemli hizmetler ifa etmişlerdi. Bunlar, hududlardaki şehir ve kasabaların muhafazasına memur edilmişlerdi. Bu birlikler, ulûfelerini bulundukları yerin maliyesinden aliyorlardı. Atlı ve tüfekli olan gönüllü sınıfı sağ ve sol gönüllüler diye ikiye ayrılıyorlardı. Beşliler de sağ ve sol beşliler diye ayrıldıkları gibi “Cemaat-i besluyan-i evvel”, “Besluyan-i sani”, “Besluyan-i salis” ve “Besluyan-i rabi” gibi isimler alırlardı.

Bu yazı Osmanlı Askeri Yapısı kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir