Haçlı Seferleri

Papalığın teşvikiyle hıristiyan Avrupalıların Müslümanlara karşı tertip ettikleri seferlerin umumi adı. En önemlisi dini olmak üzere, siyasî, sosyal ve iktisadî sebeplere dayanan Haçlı Seferleri’ni Papa ikinci Urbanus, 1095 yılında toplanan Clermont Konsili’nde yaptığı konuşmayla başlatmıştır. Asırlarca devam edip, milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp ülkelerin tahrip olunmasına sebep olmuştur.

Osmanlı Devleti’ne ve diğer Müslüman Devletlere karşı, 1364 Sırpsindiği, 1389 Birinci Kosova, 1396 Niğbolu, 1444 Varna, 1448 İkinci Kosova, 1453 İstanbul, 1538 Preveze Deniz, 1571 Kıbrıs, 1683 Viyana kuşatması ve 1919-1922 İstiklal mücadelemizde Haçlılar ittifak içine girip, müslümanlara karşı cephe almışlardır. Halen soğuk harp, kültür harbi şeklinde devam etmektedir.

Asırlarca devam eden Haçlı Seferleri sonucu, milyonlarca insan can verip, kan döküldü. Ülkeler harap oldu. Dîni, siyasî, sosyal, kültürel, iktisadî birçok hadiselere sebep olan Haçlı Seferleri’nin getirip götürdüğü birçok neticeler oldu. Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için Avrupa’da birçok hıristiyan tarikatlar kuruldu. Sefere katılanlara çeşitli vaadler de bulunuldu. Seferlere iştirak için Avrupalıların dindarına, maceraperestine, issz güçsüzüne ayrı ayrı vaadlerle propoganda yapılıp, Müslümanların karşısında bütün bunların boş çıkması, neticesinde Papalığın ve kilisenin otoritesi sarsıldı.

Bu seferler sonunda Hıristiyanlar, Müslümanları yakından tanıdılar. Savaş meydanlarında arslanlar gibi cesurâne doğuşen Müslümanların aslında çok merhametli, iyilik sever, misafirperver olduklarına bizzat şahit oldular. Hıristiyan tarikatçılarının bahsettikleri gibi olmaması, daha önceki düşüncelerini değiştirdi.

Papalık, Haçlı Seferlerinin masraflarını karşılamak gerekçesiyle, Hıristiyanların ruhani işleri için vergi almak adetini çıkardı. Bulunduğu çevrenin kilisesine vergisini vermiyenler, Hıristiyanlıktan tecrid edildi. Misyonerler faaliyetlerini artırıp, Asya ve Afrika’da Hıristiyanlığı yaymaya çalıştılar.

Haçlı seferlerine katılan şövalyelerin müslümanlar karşısında güçsüzlüğü anlaşılınca, derebeylik idaresi zaafa uğradı. Merkezi otoritenin hakimiyeti artıp, Avrupa’da krallık rejimi kuvvetlendi. Serf durumundaki köylü, toprak sahibi efendilerinden arazi alarak, mal mülk sahibi oldular. Avrupa’da aralarında büyük eşitsizlik ve adaletsiz uçurumu bulunan sınıflar arası fark kısmen azaldı. Doğu san’at ve medeniyetini tanıyıp, İslami eserlere hayran olan Haçlılar, Müslümanlardan san’at ve teknik alanda birçok yenilikleri ve keşifleri öğrendiler. Bu ise Avrupa’da ilim ve tekniğin gelişmesine sebep oldu. Müslümanlardan kâgit ve pusula’yı da öğrenen Haçlılar da gemicilik çok gelişti.Venedik, Cenova Marsilya, Pisa gibi Akdeniz limanlarının önemi artıp, ticari faaliyetler hız kazandı. Bu şehirler serbest bölgeler mahiyetini alıp, Batı ile Doğu’nun ticareti gelişti.

Haçlı Seferleri neticesinde Müslümanlar, Bizanslılar ve Yahudiler çok zarar gördü. İslam ülkeleri ve devletleri harap olup, yüzbinlerce Müslüman Anadolu, Mısır, Orta Doğu ve özellikle Kudüs’te kılıçtan geçirilip, yerleşim alanları yağmalanıp, yakılıp, yıkıldı. Kadınlar ve çocuklar bile hunharca öldürüldü. Haçlıların kılıcından sadece Müslümanlar değil Yahudiler ve özellikle Ortodoks Bizans da çok zarar gördü.

İstanbul’un zenginliğine hayran kalan Latin Katolikler şehrin san’at eserlerini zengin olmak hırsıyla yağmaladılar. Ortodoks ahaliye saldırıp mal, can ve ırzlarına çok zarar verdiler. İstanbullular şehri terk etmek zorunda kaldı. Haçlı zulmü o kadar arttı ki, asırlardır İstanbul’da bulunan Bizans Imparatorluk tahtı şehirden çıkarılıp, önceden Anadolu Selçuklu Devleti başkenti olan îznik’e taşındı. Bizanslılar 1261 yılında tekrar İstanbul’u Latin Haçlılardan geri aldılar.

Haçlı Seferleri neticesinde, İslam Medeniyetini tanıyan Avrupa’da ilim ve teknikte gelişmeler olup, merkezi otoritenin kuvvetlenmesi yanında, Müslümanlar’a karşı asırlarca devam edecek olan askeri, siyasi iktisat ve kültürel politikanın da tesbit edilip, safha safha tatbikine sebep olmuştur. Batılıların İslam ülkelerine karşı tatbik ettikleri yayılmacılık, sömürgecilik, İslam dini’ne saldırmaları ve müslümanları Dinlerinden uzaklaştırmak için yaptıkları bütün dejenerasyon faaliyetleri hep Haçlı Seferler’inin bir sonucudur.

Bu yazı Önemli Olaylar kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir