Kırım Savaşı

Ondokuzuncu yüzyılda, Rusya’ya karşı, Avrupa devletlerinin Türkiye ile müttefik olduğu büyük savaş. Osmanlı Devleti ile müttefiki İngiltere, Fransa ve İtalya, Ruslar’a karşı savaştılar.

Kırım Savaşı’nın görünen sebebi; Kudüs’teki İşlâm, Hıristiyan ve Musevi dinlerince mukaddes olan makamlar mes’eleşidir. Savaşın asıl sebebi ve Avrupa devletlerinin Türkiye’nin yanında Ruslar’a karşı ittifak etmeleri; İngiltere’nin, Hindistan’daki Müslüman Gurganiyye-Babürlüler Devleti’ni yıkıp, bölgenin hakimiyetini sağlama faaliyetleridir. Bu gayenin tahakkuku için engel kabul ettiği Osmanlı Devleti’ni büyük savaşa sokup, Rusya ile meşgul etmek istemesidir. Ruslar’ın Akdeniz’ e inmesini kendi güvenliği ve Ortadoğu’daki menfaatlerine ters düşen Fransa’yı da, büyük savaşın içine sürüklemeye İngiliz siyaseti muvaffak oldu. Fransa İmparatoru Üçüncü Napolyon Bonapart da, ülke içinde, kralcılara karşı ahâlinin desteğini sağlamak için kilisenin desteğine muhtaçtı. İngiltere, Üçüncü Bonapart’ı, Rus Çarı Birinci Nikola’nın, Kudüs’de, Katolikler’e karşı Ortadokslar’ı ayaklandırdığını ileri sürdü. Kırım Savaşı’na sonradan katılan Sardenya Krallığı da İtalya birliğini kurmak için siyasi desteğe ihtiyacı vardı. İtalyan Piemento hükümetini de büyük savaşla meşgul eden İngilizler, Büyük Britanya İmparatorluğu topraklarına toprak, hazinelerine zenginlik katarken, dünya hakimiyeti için engel gördüğü İşlâmiyeti de, yıkmak için faaliyetlerini daha da artırıyordu. Çarlık Rusya’sı Bahriye Nazırı Prens Mençıkofu, büyükelçi sıfatıyla 28 Şubat 1853’de İstanbul’a gönderip, Türkiye’ye başka bir devletin taarruzuna karşı yardım teklif etti. Çok cüretkârane yapılan teklife karşı müttefiklerin yardımı talebi de sahte olup, çabaları yaldızlı reklâm propagandası ve sahte dostluktu. Müttefiklerin teklifine aldanıp da; 26 Eylül 1852’de Bâb-i Âlî’de yüzaltmışuç kişi toplayıp, Rusya’ya savaş ilân eden Mustafa Resîd Paşa’nın hareketi, kahramanlık gibi görünse de; sonucu büyük bir aldanış ve Osmanlıların yıpratılma hareketidir.

Rusya, “Sıcak Denizlere İnme” siyaseti gereğince; Balkanlar’daki Slavlar’ın ve Ortadokslar’ın hâmiliğini, yardım teklifi karşılığı, Türkiye’den istiyordu. İhtilâller ülkesi Fransa da, Ortadoğu’daki katoliklerin koruyuculuğunu yapmak istiyordu. Fransız Devlet Başkanı İmparator Üçüncü Napolyon Bonapart da ülke içinde iktidarını kuvvetlendirmek için Kudüs’deki mukaddes makamlar meselesinin içine girdi. Rusya ve Fransa, kendi emparyalizmi için bu hesaplar içindeyken, Osmanlı Sultanı Abdülmecid Hân; hakimiyet prensibiyle hareket edip, Kudüs’teki mukaddes makamların ülkesi içinde bulunduğunu ve bu eserlere hizmetlerin Osmanlılarca ıfâ edildiğini ilân etti. Kendi hesapları peşinde olan ülkeler tarafından Sultan Abdülmecid Hân’in tepkisi büyük hayrete sebebiyet verdi. Fransa İngiltere’nin de teşvikiyle Rusya’ya karşı Osmanlı Devleti’nin yanında olduğunu ilân etti. Sonradan Papalık İtalya’sının da katıldığı Kırım Savaşı’nda, İngiltere ve Fransa, sahte dostluklarla Osmanlı Devleti’nin yanında yer aldı. Bu dostluğa aldanmakta Koca Mustafa Resîd Paşa’nın büyük rolü vardır. Rus Çarı Birinci Nikola, “Hasta Adam” lâkabını taktığı Osmanlı Devleti topraklarından Eflâk ve Bogdan’a, 3 Temmuz 1853’de girdi.

Rus işgal kuvvetleri Başkumandanı Pres Görçakof, bu harekâtin işgal olmadığını ilân etti. Ruslar’ın Osmanlı sınırını geçerek yayınladıkları beyanname, büyük hayrete sebep oldu. Rus Dışişleri Bakanı Nesselro’de de Avrupa ülkelerine bu işgalin Türkiye’ye savaş ilân etmek olmadığını bir beyanname ile ilan etti.

Ruslar’ın, Eflâk ve Bogdan’a girmesiyle, Rumeli Ordu Kumandanı Ömer Lütfi Paşa, ordusu ile Tuna Cephesine geldi. Ömer Paşa, Ruslar’a; Eflâk ve Bogdan’ in onbeş gün içinde tahliyesini isteyip, aksi taktirde harekete geçileceği bildirildi. 28 Eylül 1853’de Rus elçilik personelinin Türkiye’yi terketmesiyle; Boğazların, tarafsız milletlerin ticaret gemilerine açık olduğu ilân edildi. Rumeli Ordu Kumandanı Ömer Paşa’nın teklifi, Rus Başkumandanı General Görçakof tarafından kabul edilmedi.

Ömer Paşa’nın altmışbin kişilik kuvvetine karşı, Rusların, Tuna boyunda yüzellibin kişilik kuvveti vardı. Türk Ordusu, zamanla takviye edildi. 23 Ekim 1853’de, iki vapur, asker yüklü olarak çektiği sekiz dubadan meydana gelen Ruslar’ın Tuna Filosuna İşakçı önünde Türkler’in ada bataryalarından ateş açıldı. Savaşta iki duba batırıldı. Diğer duba ve vapurlar yaralanarak, Ruslar’ın üçyüz askeri telef edildi.

Ruslar, Balkanlar’ı çevirerek, Sırplarla Makedonya Rumları’nı Türkler’e karşı ayaklandırıp Osmanlı Devleti’ni zor duruma düşürmek istedi. Ömer Paşa, Rus harekâtına karşı 22 Ekim 1853’te, Kalafat’a girerek, onları şaşırttı. Anadolu Cephesinde de Müşir Abdülkerim Nâdir Paşa, Kafkasya’da harekâtda bulunup, Şeyh Şamil ile irtibat kuruldu. Kafkasya’daki yerli ahâliden, Ruslar’a karşı destek sağlandı. Ekim sonunda Doğu Karadeniz ve Batum civarındaki Sekvetli Kalesi fethedildi. Ruslar kaleyi geri almak için karadan ve denizden kuşattılarsa da, büyük kayıp vererek geri çekildiler. Kafkasya Cephesi’nde Ruslar’ın Müraviev kumandasındaki yüzaltmışbin askerine karşı, Abdülkerim Paşa kumandasında yüzellibin asker mevcuttu. İngiltere ve Fransa’nın gönderdiği müttefik donanma, Beşike Körfezi önlerinden Kasım 1853’de İstanbul’a gelip, Beykoz’a demirledi. Rumeli Ordusu, Kasım 1853’de Ruslar’a karşı Tuna boyundan hareket ederek, 5 Kasım’da Oltenico Zaferi’ni kazandılar. Ruslar bozgun halinde Bükreş’e çekildiler. Kafkasya Cephesi’ ndeki Anadolu Ordusuna erzak ve mühimmat götüren Osman Paşa kumandasındaki oniki gemilik Türk filosu, Karadeniz’deki şiddetli fırtınadan dolayı Sinop Limanı’na sığınmıştı. Türk filosunu takip eden Rus Amiralı Nochimof, takviye alıp, gerekli keşfini tamamlayınca 30 Kasım 1853’de Sinop’u bastı. Sinop limanındaki Türk filosundan altı Türk ve bir İngiliz ticaret gemisini batırıp, iki bin Türkü şehid ettiler. Sinop’un Müslüman mahalleleri üçyüzonsekiz Rus topuyla bombardıman edildi. İkibinbeşyüz ev tahrip edilip, yerli ahâliden şehid olanlar oldu. Ruslar’ın, insanlık dışı Sinop baskını, ünya kamuoyunda infiale sebep oldu. Rus amiralının, bombardımandan sonra olaydan duyduğu teessürünü bildirmesi, Eflak ve Bogdan’ı işgal edip, bunun sınır tecavüzü olmadığını beyannameler ile ilân etmeleri gibi aksi tesir yaptı. İstanbul’daki İngiliz ve Fransız donanmaları 1853 sonunda Karadeniz’e açıldı. Rumeli Ordusu, Tuna boyundan hareket ederek Çatana Muharebesi’nde, 5 Ocak 1854 de binbeşyüz Rus’a karşı yediyüzdoksan şehid vererek, zafer kazandı. Bu yenilgi üzerine Çar, Rus başkumandanı Görçakof’u vazifesinden alıp, yerine Mareşal Paskıeviç’ i tayin etti. Balkanlardaki Rus propogandası yaygınlaştırıldı. Rus Ajanlar, “Çarlık, Yunanlılar’a İstanbul’u kazandırmak için Balkanlarda Osmanlı, İngiltere ve Fransa ile savaşıyor.” propogandalarını yaptılar. Yunanlılar, Ayasofya’da ayın yapmak hayaliyle Rus vaadine aklanıp; para, mühimmat, teşkilatçı subay yardımı da alarak, Epir ve Teselya’da ayaklandılar. Yunan ayaklanmasını bastırmak için, Osmanlı Devleti Keçecizade Fuat Paşa’yı gönderdi. Fuad Paşa, l Nisan 1854’de Nardo’da zafer kazandı. Fransızlar da, Atina ve Pire’ye asilere karşı asker çıkardılar.

Rus yayılmasının önüne geçmek için. İngiltere ve Fransa’nın Balkanlar’daki işgali kaldırma isteğine, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Prusya da katıldı. İngiltere, Fransa, Osmanlı Devletinin yanında fiilen savaşa katıldı. Müttefikler, Kuvvetlerini 31 Mart 1854 de Geliboluya topladılar. İngiltere kuvvetlerine Lord Rağlan, Fransa kuvvetlerine de Mareşal Arnard kumanda ediyordu. Tuna boyunda Ömer Paşa, 17 Nisan 1854 de Küçük Eflâk ile Sırbistan arasındaki Kalafat Muharebesi’nde Rus taarruzunu zaafa uğrattı. Müttefik donanmasına Odesa’dan ateş açılması üzerine şehir bombardıman edildi. Sekiz gemiden meydana gelen müttefik filosu, Ruslar’ın onbeş gemisini batırıp, istihkâm ve tahkimatlarını, mühimmat depolarını, tersane tesislerini bombardımanla tahrip ederek, onüç gemiyi de ele geçirdiler.

Ruslar, 15 Mayıs’ta Tuna nehri kıyısındaki Silistre’ yi seksenbin askerle kuşattı. Bu kuşatmaya karşı Silistre’yi onbin askerle Musa Paşa müdafaa etti. 25 Haziran’a kadar şanlı bir mücâdele veren Türk kuvvetleri, Ruslar’a onbeşbin ölü ve yirmibeşbin yaralı verdirdiler. Rus Mareşalı Paskıeviç ve üç general yaralandı. Dokuz Rus generalinin öldürüldüğü Silistre’de Paskıeviç’in yerine Generel Görçakof tayin edildi. Türkler’in tekrar hakim olduğu Silistre’de üçbin şehid verildi. Silistre’yi büyük bir kahramanlıkla müdafaa eden Musa Paşa, namaz kılmak için abdest alırken, bombardıman esnasında gülle isabet etmesi neticesinde şehid oldu. Az sayıdaki Türk kuvvetlerine yenilen Ruslar Silistre kuşatmasını kaldırdılar. Ruslar Silistre’den geri çekilirken otuzbin askerle daha takviye edildiler. 8 Temmuz’da Yerköy Muharebesi’ni de kaybeden Ruslar, İki general ve altıbın asker de burada kaybettiler. Eflak ve Bogdan’da binlerce ölü ve yaralı vererek çekilen Rus kuvvetlerinin yerine 6 Ağustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bıkan Romanyalılar, Osmanlı kuvvetlerini sevinçle karşılayıp, büyük merasimler tertip ettiler. Romanyalılar Hıristiyan olmasına rağmen Hilâl’in, Salıb’e galibiyetinden dolayı Bükreş Büyük Kilisesi’nde dua ettiler. Yüzyıllardır Osmanlı hakimiyetinde bulunmalarına bir kere daha şükrettiler. Osmanlı Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile anlaşma yapıp, Eflâk ve Bogdan’ın, Tuna’ nin güvenliğini bunlara verip, Kırım’a saldırmaya karar verdiler. İngiliz ve Fransız donanması Baltık’a açılıp, Ruslar’ı taciz etti. Rumelideki Türk kuvvetleri mevcudu, yüzseksenbine kadar çıkarıldı. Temmuz ayından beri Varna’da bulunan ellibeşbin kişilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayında Krim’a hareket etti. Rüstem Paşa ve Fransız Arnaud, İngiliz Lord Rağlan kumandasındaki müttefik kuvvetler; elliyedibin asker, seksendokuz savaş gemisi ve ikiyüzaltmışyedi nakliye gemisiyle, 14 Eylül 1854 de Kırım Yarımadası’na çıkartma yaptı. Müttefik kuvvetlerin hedefi, Ruslar’ın Karadeniz’deki en kuvvetli ve müstahkem liman şehri Sivastopol’du. 19 Eylül’ de Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençıkof idaresindeki, General Görçakofun da bulunduğu ellibin Rus askerine karşı 20 Eylül’de Alma’da muharebeye tutuştular. Alma Muharebesi’nde Ruslar beşbin ölü, onikibin yaralı, müttefikler de binsekizyüz ölü ve üçbin yaralı verdiler. Alma’da zafer kazanan müttefiklerin hedefi Sivastopol idi. Ruslar şehir limanındaki donanmalarının bir kısmını batırarak trafiğe kapayıp, denizden asker çıkarılmasını zorlaştırdılar. Osmanlılar ve müttefikler Kinm’a devamlı asker, silah, mühimmat ve erzak gönderdiler.

Sivastopolu çevirip, şehir yakınlarındaki Balaklava limanını işgal ettiler. 25 Ekim’de Balaklava, 5 Kasım 1854 de înkerman muharebelerinde Ruslar, doksanbin askerle savaşmalarına rağmen yenildiler. Müttefiklerin gayesi, Mençıkofu devamlı takip edip, sıkıştırarak, büyük kuvvetlerle Sivastopol’ü kuşatıp, şehri zaptetmekti, înkerman yenilgisine dayanamayan Rus başkumandanı Prens Mençıkof kederinden oldu. Yerine General Görçakof tayin edildi.

1854-1855 kişinda Kırım’da askeri harekâtin durmasına rağmen, siyasi faaliyetler yoğunlaştı. İtalyan birliğini temin için Sardenya Krallığının Piemento hükümeti, müttefiklerin desteğini sağlamak için anlaşma ile Kırım’a onbeşbin asker gönderdi.

Sistemleşen bir ideal haline gelen “Rus yayılma siyaseti”nin Çar Deli Petro gibi büyük takipçisi olan birinci Nikola, Osmanlıların üst üste kazandığı zaferleri kabullenemiyerek, intihar etti. Yeni Rus Çarı ikinci Alexandre, Çarlık zulümlerine devam edeceğini ilan ederek Mart 1855 de tahta çıktı.

Müttefikler, 1855 baharında büyük hazırlık yaparak, Kırım’ın asker, silah, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde dedegisiklik oldu. Fransız başkumandanlığına General Pelissier, Lord Rağlan’ın hastalıktan ölmesiyle de yerine İngiliz generali Simson tayin edildi. Müttefik kuvvetleri mevcudu, ikiyüzbin civarındaydı. 24 Mayıs’ta Ruslar’ın Sivastopol’a asker sevkiyatı yaptığı stratejik öneme haiz Kerç Boğazına müttefiklerin asker çıkartmasıyla harekât başlatıldı. Buharlı savaş gemilerinden meydana gelen yirmiiki gemilik Müttefik filosu Azak Denizi’ne gönderildi. Ruslar’ın Karadeniz sahilleri işgal edilerek, çok kayıp verdirildi. Yazın bütün şiddetiyle devam eden çarpışmalardan sonra, Eylül ayında Sivastopol’a karşı büyük umumi hücuma geçildi. Rus Başkumandanı Görçakof devamlı yardım alarak asker mevcudunu artırdı. Görçakof, müttefikleri Karadeniz’e dökmek için büyük hazırlıklara girişti. Devamlı bombardıman edilen Sivastopol’ün 8 Eylül’de Malakof istihkamlarının zaptedilmesiyle Ruslar dayanamayacaklarını anlayıp, şehri terketmeye başladılar. 9 Eylül’de müttefiklerin eline geçen Karadeniz’in en mühim şehri Sivastopol, bombardıman ve Rusların yangınlarıyla harabe haline gelmişti.

12 Eylül 1855’de bütünüyle müttefiklerin işgaline uğrayan Sivastopol istihkâmları, limanı, tersaneleri tahrip edildi. Müttefikler harekâta devam ederek, Ruslar’ı takip ettiler. Kilburnu Zaferi kazanılıp, Özi Kalesi fethedildi. Osmanlı ordusu başkumandanı Ömer Paşa, Anadolu cephesine yardım etmek için Kafkasya’ya hareket etti. Sohumkale’ye asker çıkarıp, Ruslar’ın kuşatması altındaki Kars’a yardım etmek istiyordu. Kafkasya’da yerli ahâlı Rus zulmünden bıktığından Osmanlının yanında yer aldılar. Kafkasya’nın “Hürriyet Güneşi” Şeyh Sâmil, Ruslara karşı destanlaşan mücâdeleler verdi. Osmanlı Sultanı ve İşlâm Halîfesi Sultan Abdülmecid Han’ın tevecühünü kazanmak için Moskof a karşı Çerkesler, Gürcüler ve yerli ahâlı bütün imkânlarıyla mücâdeleye katıldı. Üç aydan beri Ruslar’ in kuşatması altında bulunan Kars, onbin askerle, kırkbin Çar askerine karşı dayandı. Mütemadiyen Rumeli ordusunun ve Müttefiklerin ihtiyacını karşılamaya çalışan istanbul Hükümeti, Kafkasya cephesine fazla ikmal yapamadı. İstanbul’dan gönderilen ikmalin bir kısmı da Rus taaruzuna maruz kaldığından yerine ulaştırılamadı. Ömer Paşa şehre yetişmeden 28 Kasım 1855 de Kars, açlık yüzünden askeri, silâhi, cephane ve erzaki üstün düşmana anlaşma ile teslim edildi. Kırım savaşı, 1855 sonunda askeri harekât olarak bitmesine ve Müttefiklerin ısrarına rağmen Ruslar barışa yanaşmadılar. Bu durum 1856 Şubatına kadar devam etti. İlk önce Viyana’da başlayan barış görüşmelerine, Paris’te devam edildi.

Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanın katıldığı Paris görüşmeleri 3u Mart 1856 da Paris Andlaşmasıyla neticelendi. Kırım Savaşı Osmanlı Devletinin toprak kaybına sebep olmamasına rağmen, siyasi olarak aleyhimize oldu. Her iki tarafın ikiyüzellibinden ziyade asker kaybına sebep olan Kırım savaşında müttefikler siyasi bakımdan kârli çıktı. Osmanlı Devleti’ni Rusya ile savaşa sokarak, meşgul olmasını fırsat bilen İngiltere, büyük devletlerin dikkâtını Hindistan’dan uzaklaştırdı. Gurganiyye İşlâm Devletini yıkarak, Hindistan hazinelerine sahip olup, ticaretini geliştirdi. Islahat fermanıyla ülke içindeki gayri müslimleri şımartip, isyana götüren haklar verildi. Bunu gayet iyi değerlendiren Fransa, günümüze kadar devam eden Ortadoğu hadiselerine sebebiyet verdirdi. İtalya, müttefiklerden siyasi yardım alarak, birliğini kuvvetlendirip tamamladı. Rusya savaştan mağlup çıkmasına rağmen, Paris Andlaşması’na aykırı hareket edip, büyük idealini önce siyasi faaliyet olarak, sonra da her türlü hareketlere teşebbüs ederek devam ettirdi.

Bu yazı Savaşlar kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir